NUR DERSi - NUR DERSLERi


 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
EN SON PAYLAŞILAN KONULAR
Konu Yazan GöndermeTarihi
Ptsi Mart 16, 2009 11:19 am
Ptsi Mart 16, 2009 11:19 am
Paz Mart 15, 2009 2:38 pm
Cuma Mart 13, 2009 1:54 pm
Cuma Mart 13, 2009 1:52 pm
Cuma Mart 13, 2009 1:50 pm
Perş. Mart 12, 2009 7:30 pm
Perş. Mart 12, 2009 11:55 am
Perş. Mart 12, 2009 11:53 am
Perş. Mart 12, 2009 10:53 am
Salı Mart 10, 2009 11:46 am
Paz Mart 08, 2009 10:41 pm
C.tesi Mart 07, 2009 4:18 pm
Perş. Mart 05, 2009 1:29 pm
Perş. Mart 05, 2009 1:21 pm
Perş. Mart 05, 2009 11:12 am
Perş. Mart 05, 2009 12:34 am
Perş. Mart 05, 2009 12:32 am
Perş. Mart 05, 2009 12:32 am
Perş. Mart 05, 2009 12:31 am
Perş. Mart 05, 2009 12:31 am
Perş. Mart 05, 2009 12:28 am
Perş. Mart 05, 2009 12:28 am
Perş. Mart 05, 2009 12:27 am
Perş. Mart 05, 2009 12:27 am

Paylaş | 
 

 Hizmet Mektubu : Seyyidler Cemaati

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
NurDersi
MuHakkiK
MuHakkiK
avatar

Mesaj Sayısı : 709
Kayıt tarihi : 30/01/09

MesajKonu: Hizmet Mektubu : Seyyidler Cemaati   Salı Şub. 03, 2009 7:57 pm

Aziz, Sıddık, Sebatkâr, Hakaik-i İmaniye ve Kur'aniye'ye, Kuran'ın bu asra bakan muazzam tefsiri olan Risale-i Nur'a hizmetkar kardeşlerimiz!Ve mübarek ve muazzez sevgili üstadımızın hakikatli talebeleri!
Evvelen; Sizin bu mübarek şuhûr-u selase ve içindeki kıymettar leyle-i mübârekeleri tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak her bir geceyi sizin ve bizim hakkımızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde
semeredar etsin ve sevap versin, amin!


26-27 Temmuz 2005 tarihindeki Risale-i Nur ve Tasavvuf mevzulu sempozyuma katılmak üzere 26 Temmuz Salı sabahı Mekke'den İstanbul'a vardık.Sungur Abi,Fırıncı Abi,İhsan Kasım Abi,Vahdet Ağabeyler ve kardeşlerden bir grup bizi havaalanında karşıladılar.
Sempozyuma Suriye'den Ramazan El- Bûti ve oğlu Tevfik ElBûti, Dr. Ebu-l Hudâ Irak'tan Muhsin Abdulhamid,Cezayir'den Ammar Ceydal, Fas'tan Mustafa Bin Hamza, Ferid El- Ensarî yine Irak'tan Edip Debbağ, Türkiye'den Suat Yıldırım, Mekke'den Seyyid Şeyh Muhammed İsmail Zeyn ve Gavs-ı Geylanî Hz'lerinin torunlarından Seyyid Ömer Geylanî ve Seyyid Muhammed İbrahim Elmas gibi Âlem-i İslâm'da mâruf ve yeni simalarında iştirakiyle muhtelif efkardaki hocalar Risale-i Nur'daki tasavvuf fikri üzerinde birleştiler.Risale-i Nur ve hizmeti, sempozyuma katılanları derin tesiri altında bırakmıştı. Buna küçük bir misal şudur ki: Prof. Faris Kaya, Ramazan El Buti'den Risale-i Nur'daki hususi birkaç mevzuya dair özel bir kitap hazırlamasını istedi ve bunu Amerika'da faaliyet gösteren dünyanın en büyük yayınevlerinden birine basmaları için vereceklerini ifade etti. Bu yayınevinin sahipleri Üstad veRisale-i Nur'a dair ne olursa basıp dağıtacaklarını bildirmişler. El-Buti böyle bir yayınevine nasıl ulaştınız deyip hayret içinde kaldı. Evet, medeniyet-i sefihenin tuğyanı ve maddiyunluk taunuyla deli-divane olup başı dönen insanlık hakikat- asliyesini ve ona müteselli olacak nuru arıyor.
".....Evet kardeşlerim, Hz. İsâ (as)İncil-iŞerif'te demiş ki; `Ben gidiyorum, tâ size tesellici gelsin.' –Yani, Ahmed (a.s.m.) gelsin- demesiyle, Kur'ân'ın beşere gâyet büyük bir neticesi, bir gâyesi, bir hediyesi; tesellidir.Evet; bu dehşetli kâinatın fırtınaları ve zevâl ve tahribatları içinde ve bu –boşluk- nihayetsiz fezâda, her şey ile âlakadar olan insan için hakiki teselliyi ve istinad ve istimdad noktalarını, yalnız Kur'ân veriyor. En ziyade o teselliye muhtaç bu zamandır. Bu zamanda, en ziyade kuvvetli bir surette o teselliyi isbat eden ve gösteren Risâle-i Nur'dur. (Kastamonu Lahikası sh 160.)
27 Temmuz Çarşamba günü Sempozyum sonrası iştirak edenler için Nesil'de yemek verildi; bu yemekte Seyyid Ömer Geylani ve Seyyid Muhammed Zeyn'in Risale-i Nur ve hizmetini takdir ve tebrik eder konuşmaları herkesi sürura garketti.
28 Temmuz Perşembe günü Mekke'den gelen 10 kişilik Seyyidler cemaati Topkapı sarayındaki mukaddes emanetleri ziyaret ettiler. Resulullah (ASM)'ın torunları burada gözyaşlarını tutamadılar. Onların bu ziyareti bazı basın mensuplarınında dikkatini çekti. Ve onlarla röportajda bulundular.Bu röportajda Osmanlı'ların İslam'a çok hizmet ettiğini Kuran'a ve Resulullullah'a (ASM) ait her şeyi çok güzel muhafaza ettiklerini Müslüman'ların Osmanlı'lara şükran borçlu olduğunu bildirdiler.Akşamki toplantıda ise Şeyh Muhammed İsmail Zeyn, Nur Hizmetinin başka yerlerde de olup olmadığını sordu. Prof. Faris Kaya da, Amerika'da, Avrupa'da, ve dünyanın muhtelif yerlerinde çok harika Nur Hizmetlerinin icra edildiğini anlattı. Bunun üzerine Şeyh Muhammed İsmail Zeyn "benim Endonezya'da tanıdığım çok âlimler ve kimseler var. Adreslerini vereyim sizin onlarla da Nurani bir alakanız olsun" dedi.Türkiye dönüşü kendisi ile görüştüğümüzde ise Risale-i Nur'dan ve hizmetinden fikren çok etkilendiğini,Endonezya'ya Risale-i Nur'ları göndermeye başladığını söyledi. "Bir kez daha gitmeyi düşünüyor musunuz?" diye sorduğumuzda "bir kez değil çok kez daha gitmek isterim" diyor. Bu tablo karşısında kim olursa olsun Hüsrev Ağabey gibi der:(Sevgili Üstadım! Size medyunuz, Risalelere medyunuz, bizi size ve Risale-i Nur'lara ulaştıran Cenab-ı Hakka medyun-u müteşekkiriz ve hâmidiz.)
29 Temmuz Cuma sabahı Eba Eyyübel Ensari Hz'lerinin türbesini ziyaret ettik.Sabah namazını kıldıktan sonra caminin yanında mahalli bulunan İslami İzciler birliği Türkiye Temsilcisi Mehmet Emin Hocamızın yanında kahvaltı ettik. Oradan Beylerbeyi dersanesinde biraz dinlendikten sonra Sungur Ağabeyimiz'in de teşrifiyle Cuma namazını Fatih Camiinde kıldık. Fatih Sultan Mehmet Hz'lerini ziyaret ettik ve ruhuna fatihalar okundu. Bundan sonra Vatan'da Ahmet Aytimur Ağabeyimiz'i rahatsızlığı sebebiyle ziyerete gittiğimizde çok iltifatlarda bulundu. Ve seyyitleri görünce Mekke'deki Nur Hizmetine çok dualar etti. Daha sonra Süleymaniye Camisi ve Hamidiye Dersanesi ziyaret edildi. O gün Şeyh Muhammed Zeyn bizlerden ayrılmak zorunda kaldı. Onu havaalanına bıraktıktan sonra bizler Üsküdar'daki Bedi Dersanesine yerleştik ve geceyi orada geçirdik.
30 Temmuz Cumartesi günü İhsan Kasım Ağabey'i Malezya'daki Sempozyuma yolcu ettikten sonra Sungur Ağabeyimiz'le Seyyidler Cemaati ve biz İstanbul havaalanından Diyarbakır'a hareket ettik. Diyarbakırda Ispartadan Fuat Tüfekçi Abi, Vandan Celal Huyut ve Diyarbakır cemaati bizleri karşıladı. Burada Halid Bin Velid Hz'lerinin oğlu Süleyman Bin Halid Hz'leri ile beraber 27 sahabenin medfun bulunduğu türbe ve camisini ve doğunun en eski dersanelerinden olan 10 numaralı dersaneyi ziyaret ettik. Kardeşler bize Diyarbakır'ın nasıl feth edildiğini de anlattılar. O zaman anladıkki Diyarbakırlılar gerek maddi gerekse Risale-i Nur'la olan manevi fütuhatta daima inayeti İlahiye'ye mazhar olmuşlar. Daha sonra Elazığ göl kenarına çıktık oradaki derse katılıp geceyi orada geçirdik. 31 Temmuz Pazar günü Nur Risalelerinin ilk talebesi ilk muhatabı , sualleri Mektubat'ın telifine vesile olan, üstadın "Sen ve kardeşim Abdulmecid amal-i uhreviyeme hissedarsınız." Dediği "Neşr-i envar-ı Kuraniye'deki muvaffakiyetin ve gayretin ve şevkin bir ikram-ı ilahidir, bir keramet-i Kuraniyedir, bir inayet-i Rabbaniyedir, sizi tebrik ediyorum." Dediği Albay Hulusi Ağabey için Elazığ'da düzenlenen mevlüde katıldık. Yaklaşık beş bin kişinin bulunduğu mevlüdde Sungur Ağabey, Hüsnü Ağabey, Seyyid Salih Özcan Ağabey'lerinde katılması ayrı bir manevi havanın teneffüs edilmesine vesile oldu. Üstadın yıllar ötesinde bugüne bakan keskin gaybaşina nazarına burada önceden Şeyh Bahid Efendilerin şahid olduğu gibi bizlerde hayretle şahid olduk şöyleki: Mevlüdde öğle vakti duhul edince saflar hazırlanıp namaza durdu. Mekke'den Seyyid Ömer Geylani İmam olmasıyla öğle namazı eda edildi. Namazdan sonra Seyyid Salih Özcan Ağabey bizlere ağlayarak üstadın şu hatırasını nakletti: "Bediüzzaman Hz'leri bundan 55 sene önce bana, senin yanına Seyyidlerden bir cemaat gelecek onlardan biri Abdulkadir Geylani Hz'lerinin torunu olup size imamlık yapacak ve namaz kıldıracak." dedi. Bu hadise hepimizi çok heyecanlandırdı. Ey üstadım! Biz sana eremedik, seni göremedik diye hasretle yanıp kavruluyorduk. Neler feda etmezdikki seni bir kez görüp ziyaret etmeye . Çünkü kokun gül-ü Muhammedi kokusu, Nur'un Kuran'ın nuru, iklimin asr-ı saadet iklimi idi. Şimdi ağlayıp üzülürken senden uzakta olduğumuza, bir kez de anladık ki nurunla ve ruhunla çok yakınımızdasın. Bir kumandan-ı azam gibi, bir üstad-ı küll gibi, bir Bediüzzaman gibi, ders ders , dersane dersane, cemaat cemaat Nur Talebeleri'nin başındasın, yanındasın. Risale-i Nur ile ve hakikaten bu hizmetin başındasın. Şimdi Sungurlar, Hüsnüler, Seyyid Salihler, Ahmedler, Saidlerde seni görüyor ve onları senin sıbganla sıbgalanmış biliyoruz.
Rahmet et, kerem et ey Nur-u Hüda! Dünyada ve ahirette üstadımızdan ve Risale-i Nur'dan bizleri etme Cüda!
Mevlüd sonrası Elazığ'dan Bingöl'e hareket ettik. Muş'a geçtik ve oradan geceyi Tatvan'da geçirdik.
1 Ağustos Pazartesi günü Patnos'a dershane açılışına yetiştik. Daha sonra Van'a gittik. Ve oradaki kalabalık bir ders cemaatinde Seyyid Muhammed İbrahim Elmas şöyle konuştu:"Bizler Arapça, tefsir, hadis gibi dini ilimleri aldığımız halde Risale-i Nur'u okuduğumuzda çok şeyler hissediyoruz. Bizler dini mevzulara ve kitaplara meraklı olduğumuzdan Risale-i Nur'u da dini bir kitaptır diye okumaya başladık. Fakat okuduğumuzda çok farklı bir tefsir olduğunu anladık. Herkes alim olmak ister. BUNU ÜSTAD BİZİM İÇİN KOLAYLAŞTIRDI. "Kim Risale-i Nur'u bir sene okursa zamanın hakikatli bir alimi olabilir." diyor.


En son NurDersi tarafından Paz Şub. 15, 2009 10:25 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://nurdersi.forummum.com
NurDersi
MuHakkiK
MuHakkiK
avatar

Mesaj Sayısı : 709
Kayıt tarihi : 30/01/09

MesajKonu: Geri: Hizmet Mektubu : Seyyidler Cemaati   Salı Şub. 03, 2009 7:57 pm

2 Ağustos Salı günü Üstadın Van'da kaldığı yerleri ziyaret ettik. O vakitlerde, Van ve civarındaki bütün alimler gelir Üstad'la ilmi sohbetlerde bulunurlar.Nurşin camiinde ve Van valisi Tahir Paşa'nın Konağı'nda her gece yapılan ilmî münakaşalarda fünün-u cedideden iki hafta zarfında kendi kendine fehmetmek suretiyle çalışarak mektep muallimlerini hayrette bırakan Bediüzzaman'ın ateşpare-i zekasına şahid olmuştu Van. Ayrıca Nurşin Cami'inden geçerek Erek Dağı'na, Önceden kilise harabesi olup taşlarla çevirip Üstad'ın içinde kaldığı yere çıktık. Dağda ağabeyler bize Üstad'ın kurt hatırasını anlattılar. -Bir gün Üstad ve talebeleri otururlarken içeri bir kurt gelmiş yaklaşık 5 dk. kadar Üstad'la bakıştıktan sonra gitmiş. Üstad Hazretleri "Bu kurt lisan-ı haliyle ne dedi biliyor musunuz? Sana geldik bir ikramda bulunmadın. Öyle ise ben de kerem sahibine gider, ondan isterim dedi ve gitti." Demiş.Van Kalesi, Horhor Medresesi; Üstad'ın kaleden yuvarlanıp harikulade bir şekilde mağaraya düştüğü ve düşerken "Davam ! Davam!" diye haykırdığı mekana gittik. - Horhor medresesine geldiğimizde ise 13. Rica'yı okuduk. Birçoğumuz bu derste duygulandık. Van'dan Gürpınar'a gittik, orda Molla Bedrettin Tillovi'yi ziyaret ettik. Beraber öğle namazını kıldık. Ayrıca Gürpınar'da Dicle Nehri'nin kaynaklarında birini gördük. Kudret-i İlahiye'nin tecellisi o muhteşem manzarayı hayretle seyrettik. Buradan Üstad Hazretleri'nin doğup büyüdüğü harika çocukluk devresini geçirdiği Nurs'a geldik. Nurs için Üstad Hazretleri şöyle diyor: "Bizim Nurs köyümüz ise, hem eski talebelerim, hem hemşehrilerim biliyorlar ki, bizim köyümüz, fevkalâde gösteriş ve cesarette ileri göstermek için temeddühü çok severdiler; güya büyük bir memleketi fetheder gibi kahramanâne bir tavır almak istiyordular. Ben, hem kendime, hem onlara çok hayret ederdim. Şimdi hakikî bir ihtar ile bildim ki: O mâsum Nurslu insanlar, Nurs karyesi; Risale-i Nur'un nuruyla büyük bir iftihar kazanacak; o vilayetin, nahiyenin ismini işitmeyen, Nurs köyünü ehemmiyetle tanıyacak diye bir hiss-i kablelvuku ile o nimet-i İlâhiye'ye karşı teşekkürlerini temeddüh suretinde göstermişler." Akşam namazını Nurs'ta kıldık. Namazdan sonra Nurs Dershanesi'ndeki derse Bitlis ve Hizan'dan gelen kardeşler de katıldılar. Mekke'den Seyyid Muhammed Elmas, Nurs için şunları söylüyor: "Evet herkes selamet-i fıtriye üzere doğar. Fakat onun farklı ciheti Cenab-ı Hakk'ın ona muhafaza edici bir muhiti ihtiyar etmesidir. Başta peder ve validesi sonra etrafındaki toplum. Çünkü o toplum, iman ve tasdik-i kalbi, itminan ve teslim-i fikri atmosferini gösteren safi, İslami bir toplum idi."
3 ağustos Çarşamba günü Nurs'u gezdik. Üstad Hazretleri'nin doğup büyüdüğü evi gördük. Ve dolaştığı bağ ve bahçeleri gezdik. Babası, annesi ve ağabeyi Molla Abdullah ile kardeşi Molla Mehmed'in kabirlerini ziyaret ettik. Üstad'ın "Bu Zevât-ı Âlişan, nasıl bir mahiyette doğmuşlar ve nasıl beslenmişler, ruh ve kalpleri, akıl ve vicdanları nasıl bir atmosferde neşv-ü nema bulmuşlar" dediği hakikati bir nebze yaşadık, gördük ve o manevi havayı bir lahza da olsa teneffüs ettik. Bu arada gidip gelen köylülerle selamlaştık. Üstad'ı hayal ederek Nurs'tan ayrılıp Hizan'a geldik. Hizan Dershanesi'nde biraz dinlendikten sonra Bitlis'e geçtik. Üstad'ın esir düştüğü yeri gördük. Dershane'de öğle namazını eda ettikten sonra Diyarbakır'a oradan da Urfa'ya geldik. Akşam namazından sonra Abdulkadir BADILLI Ağabey'in Dershanesi'nde de yemek yedikten sonra Mustafa Hocanın Dershanesine gittik ve derse iştirak ettik. Oldukça kalabalık olan derste Seyyid Muhammed Elmas Risale-i Nur ve hizmetine müteallik müşahedelerini anlattı.
4 Ağustos Perşembe günü sabahı Üstad'ın Urfa'da bulunan eşyalarını görüp cübbesini giydik. Halil İbrahim dergahını, Üstad Hazretleri'nin ilk kabrini ve Hz Eyüp Aleyhisselam'ın mağarasını ziyaret ettik. Urfa'dan Gaziantep'e, oradan Adana'ya ve Pozantı'ya geçtik. Pozantı'da ikindi namazı sonrası her anı heyecan, şevk, duygu yüklü yolculuğumuza devam ederek Fehmi Hocanın vesile olduğu dersaneyi ziyaretten sonra Konya'ya vasıl olduk. Oradan akşam dersine katıldık. Ders oldukça kalabalıktı. Bu derste Seyyid Muhammed Elmas Mekkede'ki Nur Hizmetleri'nden bahsetti. Cumartesi günleri Seyyid Nebil Elbaz'ın evinde, Pazar günleri Seyyid Halid El Cifri'nin evinde, Pazartesi Seyyid Muahammed İsmail Zeyn'in yaklaşık 300 kişilik cemaatiyle, Salı günleri Mekke Dershane'sinde Arapça derslerin olduğunu, ayrıca hergün Medrese-i Nuriye'de Türkçe derslerin yapıldığını anlattı. Bütün Arap Yarımadasında İkra, Katar, Mecd gibi tv kanallarında Üstad Hazretlerinin anlatıldığını, gazete ve mecmualarda makaleler hazırlandığını, Üstad'la ilgili konferanslar verildiğini, bazı camilerde hususan İhlas, Uhuvvet Risalelerinden hutbeler verildiğinden bahsetti.
5 Ağustos Cuma, yani ertesi gün Hazreti Mevlana ve Hocası Şemseddin Tebrizi'yi veÜstad Hazretleri'nin Kardeşi Abdülmecid Abi'nin kabirlerini ziyaret ederek Konya'dan ayrıldık. Konya'dan sonra Yalvaç'taki yeni Medrese-i Nuriye'nin temel atma merasimine katıldık. Ve Cuma Namazını orada kıldık. Bu yolculuk esnasında seyyidler sık sık Mekke'ye ailelerine telefon ediyorlar ve Türkiye ve Risale-i Nur hakkındaki izlenimlerini aktarıyorlardı. Seyyid Muhammed Elmas'ın Kardeşi Ali Elmas ailesini ilk aradığında "burada Nur Talebeleri'nin her on karışta bir dershaneleri var." demişti. İkinci kez aradığında ise "hayır! 10 karışta bir değil her taşın altında bir Dershane-i Nuriye açmışlar." diye Risale-i Nur' bütün memleket çapında olan rağbet ve ihtiyacı ve Nur Talebeleri'nin gayretini bu şekilde ifade etmişti. Daha sonra Ali İhsan Tola ağabeyi ziyaret etmek üzere Senirkent'e geçtik. Orada Üçüncü Mektub'un telif edildiği Çam Dağı'na Tepelice Mevki'ine çıktık. Çok Risale'lere konu olup adı geçen Çam ve Katran Ağaçlarının adeta Üstad'ın firakıyla ağlayan, onunla aynı kaderi paylaşan hazin halini görünce gözlerimiz doldu.
Anladık ki hala hatırasına bile hazmedemeyen huffaş misüllü gafiller var. Bu aziz milletin Alem-i İslam'ın dehşetli sadmlerle sarsılan imanını helaketten kurtarmak için bir Mevhibe-i ilahi eseri olarak telif ettiği Risale-i Nur ile imdadına yetişen; aziz, mübarek, muazzez Üstadımıza hayatta iken yaptığınız zulümler yetmedi mi O'nun hatırasının yadigarı olan iki mübarek ağacı kesmekle acizliğinizi, sefihliğinizi ilan ediyorsunuz. Üstad Hazretleri'nin Nur Risaleleriyle içimize zer edip okudukça neşv-ü nema bulan, dünyadan ta ahirete kadar dal ve budak salan iman şeceresini elinizden gelirse ve gücünüz yeterse kesiniz. Ve ondan ders aldığımız ve ahir ömrümüzün sonuna kadar Risale-i Nur'u okumak,yazmak ve anlatmak suretiyle dünyayı Çam Dağına ve Barla'ya çevirinceye kadar Risale-i Nur'un neşrine çalışacağız!..
Barla'ya geldiğimiz akşamından Said ÖZDEMİR, Abdulkadir BADILLI, Mustafa BİRLİK Ağabeyler ile Abidin KAVURMACI,Fuat TÜFEKÇİ Ağabeylerin de bulunduğu feyizli bir ders oldu. Ağabeyler birer birer Üstad'la ilgili hatıralarını anlattılar. Orada cemaate hitaben Seyyid Muhammed ELMAS ve Seyyid Ahmed HADDAD şöyle dedi: "Ne mutlu sizlere ki böyle ağabeyleriniz var."
6 Ağustos Cumartesi sabahı kaldığı evi ve Medrese-i Nuriye'yi, ikinci defa Barla'ya geldiğinde ona sarılıp yürekleri parçalarcasına ağladığı ve sabahlara kadar onun latif zikirlerini tesmi' ettiği koca Çınar Ağacını gördük. Abdulkadir BADILLI ağabey bizlere Risale-i Nur'da ifadesi bulunan Üstad'ın kendi elleriyle tamire edip imamlık yaptığı mescidin de tadilatta olup bir aya kadar faaliyete geçeceğini söyledi. Barla'dan sonra yağmur yüklü bulutlar gibi binbir hissiyatla dolan kalbimizi alıp İslamköyü'ne Üstad'ın Talebesi Hasan Ağabey'i ziyarete gittik. Hala Nur'ları eskimez yazıyla yazan, Hasan Abi iki büklüm beliyle bizlere hatıralarını anlattı. Kendi el yazması 29. lem'ayı bizlere hediye etti. Risale-i Nur'la iştigalin beş türlü ibadet olduğunun mücessem ifadesi Hasan Abi'nin lisan-ı halinden gayet vazıh bir şekilde okunuyordu. Bundan sonraki durağımız bin kalemle Risale-i Nur'ları yazıp hanımlarıyla ve çobanlarıyla hizmet eden Sav'a gittik. İkindi Namazını Sav'da eda ettikten sonra Isparta'ya geldik. Isparta'da Üstadın evini, kullandığı bazı eşyaların 70 yamalı cübbesini gördük. Burada Sungur Ağabey Üstad'la ilgili hatıralarını anlattı. Cumartesi günü Said ÖZDEMİR, Sungur AĞABEY, Abdulkadir BADILLI Ağabeylerin de katıldığı kalabalık muhteşem bir ders oldu. Bu derste seyyidler: "Bizler tahsil ettiğimiz dini ilimle hizmet ediyoruz zannederdik. Hizmetin ne demek olduğunu şimdi anladık dediler."
7 ağustos Pazar kahvaltıdan sonra Emirdağı'na Mahmut Çalışkan Ağabeyi ziyarete gittik. Bizlere şu ilginç hatırayı anlattı."1952 yılında çok acaib bir rüya görmüştüm. Rüyamda Stalin, Üstad'ın oturduğu evin dış kapısından içeri girmek istiyordu. Ben, Ceylan ve Zübeyir ağabeyler, üçümüz kapının arkasında bu herifi içeri sokmamak için uğraşıyorduk. Sonra nasıl olduysa, gücümüz kafi gelmemişti. Stalin bizi iterek dış kapıdan içeri girdi. Bu sırada Üstad elinde bir keserle merdivenden aşağıya iniyordu. Biz endişe içindeydik. Stalin'le Üstad aşağı merdiven sahanlığında karşılaşmışlardı. Stalin yukarıya Üstad'ın oturduğu mevkiye gitmek istiyor, Üstad onu bırakmıyordu. Tam bu sırada Üstad elindeki keserle Stalin'in kafasına vurmaya başlamıştı. Stalin içeriye giremeden orada düşüp geberdi. Ben heyecanla rüyadan uyandım. Ertesi günü bu rüyayı Zübeyir Abi'ye anlattım. O da Üstad'a anlatmış, Üstad'ımız beni çağırmıştı. Zübeyir Abi gelerek: –Kardeşim gel, Üstad seni istiyor, Dedi. Beraber Üstad'a gittik. Üstad;
-Gel, Mahmut kardeşim gel, nasıl gördün rüyayı anlat! Dedi:Ben gördüğüm gibi anlattım. Üstad hayretle: -Fesubhanallah! Dedi. Sonra rüyayı yorumladı:-Bu, Risale-i Nur'un ve İslamiyet'in Kominizm'e galip gelmesidir. İnşallah muvaffak olacağız. Üstad, Zübeyir Ağabey'e: -Bu rüyayı kaleme alın. Bütün kardeşlere dağıtın. Dedi: Sonra bu rüya lahika olarak dağıtıldı. Rüyayı gördüğüm gece Stalin, beyin kanamasından gebermişti. Ölümünü 10-15 gün kadar gizlemişlerdi. Gazetelerden okuduğum kadarıyla, herifin ölüm günü ile rüyam aynı gün cereyan etmişti." Emirdağ Dershanesi'nde ikindi namazını kıldıktan sonra Üstad'ın Eskişehir Hapishane'sinin penceresinden mektepli lise talebelerini seyredip onların 50 sene sonraki hallerinin sinema şeridi gibi gözünün önünden geçtiği liseyi gördük. (Allah Sungur Ağabey'den ebediyen razı olsun, Amin!)
Bundan sonraki durağımız Bursa idi. Bursa'da Ulu Cami, Emir Sultan Hz.nin Türbesini, Osman ve Orhan Gazileri ziyaret ettik. 8 Ağustos Pazartesi İstanbul'a geçtik.Risale-iNur'ların basım ve dağıtım yerleri olan Sözler Yayınevi, Hizmet Vakfı ve Envar Yayınevine gittik.Hizmet Vakfında Ekrem Ağabeyler Seyyidlerle yakından ilgilendiler. Onlara tevafuklu Kur'an'ın nasıl yazılıp basıldığını anlattı. Bizler de birer tevafuklu Kur'an aldık.
Akşam Bedi' Dershanesi'nde Necmeddin ŞAHİNER Ağabey'in de bulunduğu derse iştirak ettik.Şahiner Abi bizlere Son Şahitleri yamaya başlarken rüyasında Üstad Hz. ni gördüğünü, Üstad'ın sadece bana bak dediğini ve itina ile abdest almaya başladığını, dikkatini çeken başka şeyler olduğunda başkaları neden Üstad'a dikkat-i nazar etmiyorlar da yalnız hep O'na bakıyorum deyip dikkat dağıldığında defaatle: - Sen sadece bana bak! Sen sadece bana bak! Deyip kendini seyrettiğini anlattı."Bu nefes kesen, duygu yüklü, bizim için ömrümüzün nadide bir hatırası olan yolculuk 9 Ağustos Salı günü Mekke'ye dönüşle sona erdi. Mekke'ye döndükten sonra bizimle Türkiye'ye gelemeyen seyyidler gayet üzüldüler. En kısa zamanda kendilerinin de Türkiye'ye Nur Hizmetini yakından müşahede etmeye gideceklerini söylediler. Türkiye dönüşü adeta cismen Mekke'de fakat ruhen ve kalben hala Türkiye'deymişiz gibi uzun bir müddet, belki günlerce heyecanımız teskin olmadı.
"Risale-i Nur yalnız bir cüzi tahribatı, bir küçük hâneyi tamir etmiyor; belki, külli bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan dağlar büyüklüğünde taşlan bulunan bir muhît kal'ayı tamir ediyor; ve yalnız hususi bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor; belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsid âletler ile dehşetli rahnelenen kalb-i umumi ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun, bâhusus avam-ı müminînin istinadgâhları olan İslâmî esaslar ve cereyanlar ve şeâirler kırılmasıyla, bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumiyi Kur'ân'ın i'câzıyla, o geniş yaralannı Kur'ân'ın ve imanın ilâçlan ile tedâvi etmeye çalışıyor. Elbette böyle külllî ve dehşetli rahnelere ve yaralara hakkalyakîn derecesinde ve dağlar kuvvetinde hüccetler, cihazlar ve bin tiryak hâsiyetinde mücerreb ilâçlar, hadsiz edviyeler bulunmak gerektir ki; bu zamanda,Kur'ân-ı Mu'cizü'1-Beyanın i'câz-ı manevisinden çıkan Risale-i Nur o vazifeyi görmekle beraber, imanın hadsiz mertebelerinde terakkiyât ve inkişâfâta medârdır. "(Kastamonu Lahikası)

Geziye Katılanlar:Seyyid Ömer GEYLANİ, Seyyid Haşim GEYLANİ, seyyid Muhammed ZEYN, Seyyid Muhammed ELMAS, Seyyid Ali ELMAS, Seyyid Ahmed HADDAD, Seyyid Macid AL EMİR, Seyyid Ahmed ATTAS adına; Selim HANİFE / Mekke-i Mükereme
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://nurdersi.forummum.com
Mana-i Harfi
GaYYuR
GaYYuR
avatar

Mesaj Sayısı : 58
Kayıt tarihi : 30/01/09

MesajKonu: Geri: Hizmet Mektubu : Seyyidler Cemaati   Salı Şub. 03, 2009 10:17 pm

"Risale-i Nur yalnız bir cüzi tahribatı, bir küçük hâneyi tamir etmiyor; belki, külli bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan dağlar büyüklüğünde taşlan bulunan bir muhît kal'ayı tamir ediyor; ve yalnız hususi bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor; belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsid âletler ile dehşetli rahnelenen kalb-i umumi ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun, bâhusus avam-ı müminînin istinadgâhları olan İslâmî esaslar ve cereyanlar ve şeâirler kırılmasıyla, bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumiyi Kur'ân'ın i'câzıyla, o geniş yaralannı Kur'ân'ın ve imanın ilâçlan ile tedâvi etmeye çalışıyor. Elbette böyle külllî ve dehşetli rahnelere ve yaralara hakkalyakîn derecesinde ve dağlar kuvvetinde hüccetler, cihazlar ve bin tiryak hâsiyetinde mücerreb ilâçlar, hadsiz edviyeler bulunmak gerektir ki; bu zamanda,Kur'ân-ı Mu'cizü'1-Beyanın i'câz-ı manevisinden çıkan Risale-i Nur o vazifeyi görmekle beraber, imanın hadsiz mertebelerinde terakkiyât ve inkişâfâta medârdır. "(Kastamonu Lahikası)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Hizmet Mektubu : Seyyidler Cemaati
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
NUR DERSi - NUR DERSLERi :: TANIŞMA KAYNAŞMA İSTİŞARE VE MEŞVERET :: SERBEST KÜRSÜ-
Buraya geçin:  
lemalarnuru@hotmail.com
Powered by phpBB © phpBB Group
Copyright © 2007 By Admin & Administrator
©PhPBB
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz bir blog yaratın